Sohbeti Canan, İslami Sohbet, İslami Forum, İslami Site, İslami Arkadaslik, İslami Evlilik

Gönderen Konu: ibretlik bir olay..  (Okunma sayısı 75 defa)

Çevrimdışı admin

  • Administratör
  • *
  • İleti: 344
  • Rep 65535
    • Profili Görüntüle
ibretlik bir olay..
« : 27 Ağustos 2011, 23:24:11 »


> Eşim ve ben Kazakistan?ın Almatı şehrinde

> öğretmenlik yaparken adını ?Yüksel? koyduğumuz bir

> oğlumuz oldu. Yüksel bütün dostların sevdiği, Kazak,

> Rus herkesin ilgi gösterdiği nurtopu gibi bir

> bebekti. Dört yaşına kadar adı gibi yükselerek,

> yaşıtlarından daha önce bir gelişim göstererek

> büyüyen, konuşkan, akıllı, hiçbir rahatsızlığı

> olmayan bir çocuktu.

>

> Yüksel dört yaşına girmek üzereydi ki, üç-beş gün

> gibi kısa bir süre de farklılaştı. Bir aralık,

> hoplayıp zıplamaya, koşup gülmeye, sanki tavandan

> bir kuş üzerine geliyormuş gibi ellerini yüzüne

> gererek garip hareketler yapmaya başladı. O an,

> ipliğin koptuğu andı. Daha sonra oğlum bizden

> uzaklaştı, hiç konuşmaz oldu.

>

> Yüksel ateşlenmedi, düşmedi, kafasını bir yerlere

> çarpmadı, korkmadı, yalnız kalmadı, ona kızan

> olmadı... herşey yolunda giderken birden değişti ve

> başka biri oluverdi. Artık oğlum, konuşmayan,

> insanlarla ilgilenmeyen, diyalog kuramayan,

> yaşıtlarıyla oyun oynayamayan, yalnız kalmayı tercih

> eden, garip davranışlar sergileyen, kronik kabızlığa

> maruz kalan bir çocuk olmuştu.

>

> Şaşkınlıkla neler olduğunu anlayamadık. Yüksel sanki

> başka bir alemde başkalarıyla beraberdi. Tabii

> insanın aklına ilk gelen cin oluyor. Biz de yoğun

> bir şekilde dualar okuduk. Cin suresi, Cevşen,

> Yasin, dua mecmuası.. ne söylenirse okuduk,

> okuyoruz.

>

> Bu arada hemen bir çocuk psikiyatristine de gittik.

> Doktor incelemelerini, tahlillerini yaptı; hiçbir

> tuhaflık görünmüyor, rahatsızlık belirtisine

> rastlanmıyordu. Doktora göre, zaten bu durum,

> hastalığın özelliğiydi. Oğlumuz, ?çocukluk çağı

> dezintegratifi? denilen bir sebebe bağlı olmaksızın

> kazanılmış kabiliyetlerin kaybolması şeklindeki bir

> hastalığa tutulmuştu. Yeni tanımlanan bu hastalık,

> yüzbin çocukta bir görünecek kadar nadir bir vaka

> idi.

>

> Hadiseyle adeta şok olmuştuk. Artık Yükselim bizimle

> eskisi gibi iletişim kuramayacak, konuşamayacak,

> kendi başına ihtiyacını göremeyecek ve normal bir

> insan gibi hayat süremeyecekti. Doktora şunu

> diyebildim: ?Yüksel okula gidebilecek mi?? ?Hayır?

> dedi doktor. Beynim zonklamış, sanki herşey başıma

> yıkılmıştı. Daha geçen hafta oğlum için düşündüğüm

> mühendislikler, doktorluklar ne anlama geliyor..

> doktor neler söylüyordu.

>

> Yüksel artık özürlü bir çocuktu ve özel eğitim

> alması gerekecekti. Bildiği renkleri, kavramları,

> kelimeleri, bülbül gibi okuduğu şiirleri, Fatiha?yı

> İhlas?ı tekrar, destekle öğrenmeye çalışacaktı.

>

> Aradan üç yıl geçti. Artık eski günleri unuttuk ya

> da unutmak zorunda olduğumuz için öyle görünüyoruz.

> Dualarınıza çok ihityacımız var. Büyüklerin duası,

> Allah?ın dilemesi olmadan hiçbir şey olmuyor. Nasıl

> oğlum konuşup dururken sebepler sükut etti ve

> konuşamaz oldu; yine öyle de dualarınızla Rabbim

> ?ol? der, ?konuş? der, konuşuverir diye

> bekleşiyoruz.

>

> Bu bir takdirdir; Allah?ın takdirine razıyız.

> Bilemeyiz, belki bizim için ibretler vardır, böylesi

> hayırlıdır. Belki nimetleri iliklerimize kadar

> hissetmemiz gerekiyordu. Artık bazı şeyleri o kadar

> iyi anlıyorum ki; şöyle düşünüyorum:

>

> Hayatta farkında olmadığım o kadar çok nimet varmış

> ki; güneşin doğup batmasını düşünürdüm de,

> çocuklarımın bana ?anne? diye seslenmesinin,

> konuşmasının, gözlerimin içine bakmasının, bana

> sarılmasının bir nimet olduğu hiç de aklıma

> gelmezdi.

>

> Oğlum akşama kadar belki yüz kere ?anne? derdi. Ama

> bunu, ?anne? diye muhatap alınmanın hazzını, insana

> ne kadar büyük bir zevk verdiğini şimdi

> anlayabiliyorum. Olsun, yine de şanslı sayılırım,

> çünkü kaç tane anne, çocuğu ?anne? dediği için

> iliklerine kadar mutluluğu hissetmiştir. Geç de olsa

> ben hissediyorum bunu. İki küçük dudağın arasından

> yarım yamalak dökülüveren bir ?anne? sözü iliklerime

> kadar işler, yüreğimi sevinçle doldurururdu da,

> elimdeki herşeyi, işimi gücümü bir tarafa fırlatır

> ve oğluma sarılır ?Annen kurban, efendim yavrum,

> birşey mi istedin?? derdim. Ne büyük mutluluktur

> bu... bunu herhalde ancak benim gibiler anlar. Ben

> ve engelli çocukların anneleri.. bunun için

> şanslıyız işte, çocuklarımız bizi çok basit şeylerle

> mutlu edebildikleri için.

>

> Oğlum bundan üç yıl önce uyanır uyanmaz seslenirdi;

> ?anneee.. uyandımmm..? koşa koşa giderdim yanına,

> öperdim, ondan sonra kalkardı. Bu sahnenin tekrarını

> o kadar çok bekledim ki!... Hâlâ da bekliyorum;

> hastalığı veren O, şifasını da verebilecek O?dur.

>

> Annesinden doğan bir çocuk nasıl öğrenir

> konuşmasını, yürümesini.. nasıl tanır hayatı?

> Çok kabiliyetli çocukların başarılarını, dillerinin

> tatlılığını annelerinin ilgisine, bilgisine ve

> öğretisine borçlu olduğunu sanırız. Oğlum o kadar

> çok şey bilir, o kadar güzel şarkılar söyler,

> masallar anlatırdı ki, çevre bunun tabii farkındaydı

> ve beni takdir ederlerdi. Ben de ister istemez

> kendime pay çıkarır, bununla gurur duyardım.

>

> Ne büyük hata etmişim ya Rabbi, Sen söyletmezsen

> söyleniyor mu? Sen bildirmezsen biliniyor mu?

> İstediğin kadar çocuk psikolojisi oku, istediğin

> kadar ilgilen, kendini parçalarcasına öğretmeye,

> konuşturmaya çalış.. Sen izin vermemişsen eğer

> olmuyor.. olmuyor.

>

> Ya Rabbi, Senin kudretini, bizim acizliğimizi

> iliklerimize kadar hissediyoruz. Senin Şâfî

> olduğunu, bizimse devaya muhtaç hastalar olduğumuzu

> vicdanımızla duyuyoruz.

>

> Ya Rabbi, Sen bize ve oğluma Kâdir isminle, Şâfî

> isminle, Fettâh isminle muamelede bulun... Amin,

> amin, amin.

 

 



SMF 2.0.1 | SMF © 2011, Simple Machines
Seo4Smf 2.0 © Smf Mod Smf Destek